ÇOCUKLARA GÖRE FİLMLER

Rafadan Tayfa’nın ihtiyarları

Mert, Akın, Hayri ve Kamil: Bu muhteşem dörtlü size neyi hatırlatıyor? Eğer 19.30 haber bültenlerini, yemek programlarını, keder kokan filmleri takip edenlerdenseniz sorumu cevaplayamazsınız. Ancak nereye vardırıldığı belli bile olmayan pek çok programın yerine  hayatın içinden, mizah dolu bir çizgi film izlemeyi tercih edenlerdenseniz o halde  buyurun  TRT Çocuk kanalının  Rafadan Tayfa’ sını  izlemeye…

   Kızım üç yaşına geldiğinde  ütüleri geceleyin yapacak takatim kalmamıştı. Gündüz  ütü yaparken kızımla birlikte tanıştık tayfayla. Kızım bizim tayfayı izlerken ütüden fırsat buldukça ben de katıldım kızıma.

  Mert, Akın’ın ağabeyiydi. Akın ise tayfanın en küçüğü olmasına rağmen gizemli olayları en çabuk çözendi. Hayri durmadan acıkıp, izleyenlerin ağzını sulandıran bir karakterdi. Kamil, babasının bakkalında çalışırken sıkça uykuya dalan, Hayri ile çokça kapışandı.

   Sevim ile Hale de vardı. Hale, Hayri’nin kardeşiydi. Hayri’nin babası baklavacı olunca, Hayri  de baklavaları  bir lokmada yutunca Hale tarafından  sokaklarda kovalanırdı.

   Kanepelerin dantellerle süslü olduğu, telefonun ve internetin henüz icat edilmediği bu dünyanın en gözde, en can alıcı kişileri elbette  mahallenin ihtiyarlarıydı:  Fatma nine,  Basri  Amca ve Saadettin Amca…Bu yazımda sizlere bu üç güzide ihtiyarları anlatmak istiyorum.

   Mahalledeki çocukları; ama en çok bizimkileri el üstünde tutan, onların saçının teline zarar  gelme ihtimaline bile dayanamayan mahallelinin  sevgi kahramanı bir nine. Tayfayı  tulumbaları taşırken görünce  elindeki yoğurt kabını aldığı gibi yavrularının yanına adeta uçarak gelen şefkatli kadın. Oğulcukları bayrak kapmak için uğraşırken  bayrakları kuruyan çamaşırlarıyla karıştıran sevimli nine. Çocuklarla salça kuran, yorgunluktan dili sarkarak  “nine,” diye bağıran Hayri’ye  elindeki kompostoyla  yetişen, bayramda dağıttığı mendillerin her birinin üzerine şifreler koyan, radyo programı yapmakta olan çocuklara  kısır gönderen süprizlerle dolu Fatma nine…

   Gençliği uzun yol şoförlüğü ile geçen, tek katlı mavi boyalı evinde yaşayan, “mahallenin çocukları bir rahat bıraksalar ” derken çocukların yaramazlıklarını Rüstem Abi’ye  dem vuran  bir adamcağız… Çocuklara olimpiyat meşalesi almayı,  çiçeğinin yılda bir kereye mahsus açılışını izlemeye tercih eden, çocukların kırılan uçurtmasını tamir eden, çocuklara voleybol oynamayı elma toplatarak öğreten entelektüel insan. Yumak kaybolunca onu özleyen, eşyalarını taşıyan çocuklara bir şey olması durumunda kendini affetmeyeceğini söyleyen fedakar ruhlu bir insan: Basri amca…

   Gezmeye Basri amca gibi vakit bulamayınca ömrü kitap okumakla geçen, ilerleyen yaşına rağmen tamirhanesinde büyük bir azimle çalışmayı sürdüren örnek alınası bir karakter. Çocuklara bahçesinde sofralar kuran, oynamaları için onlara basket potası yaptıran bir ihtiyar. Ağabeyleri gibi basket atamadığı için şevki kırılan Akın’a elindeki değnekle basket atarak azmi ve vazgeçmemeyi öğreten sıra dışı biri.  Kamil’e “sabır büyük bir erdemdir,” derken bizlere kılavuzluk eden Saadettin  amca…

    Onlar, Rafadan Tayfa’nın yaşadığı sıkıntıları çözenleri, sırtlarını sıvazlayanları, mahalleliye karşı başlarını dik tutanları. Çocuklar hata yaptıklarında yol gösterenleri,  nasihat edenleri, tebessümle çocukların yeniden yüzlerini güldürenleri bu güzel üç insan.

    Hatırı sayılan, aranan ve  kendilerine uğramadan, gözetilmeden hayatın tadı olmayanları  bu bizim ihtiyarlar…

   Onları tanıdığımdan beri yaşlanmaktan korkmaz oldum. “Eşim ve çocuklarım gün gelip de yanımda olamasalar ben ne yaparım, yalnızlığın acısına nasıl dayanırım” diye kaygılanmaktan korktum onları izlerken…

   Rafadan Tayfa’nın ihtiyarları  hep  çocukların yanında oldukça, onlarla tecrübelerini paylaştıkça ve onları sevgileriyle sarıp sarmaladıkça çocuklar için hepsi birer nine, hepsi birer dede oluvermişti.

   Yüreğimiz çocuk sevgisiyle dolu oldukça gelecekte ne yaşarsak yaşayalım, ne kadar yaşlanırsak yaşlanalım her daim kapımızın çalınacağı, rahat bırakılmayacağımız, yalnız hissettirilmeyeceğimizin müjdesi gibi oldu Fatma nine, Basri amca ve Saadettin amca…

   Kaç yaşında olursak olalım her zaman hatırı sayılır ve aranan bir insan olabilme duası ile…

Please follow and like us:

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir