-Tık tık tık!
-Kim o?
-Bir aylık misafirin!
Bir aylığına kim gelecekti ki bize? Haber falan da vermeden? Gene de kapımda bekleyenimin öyle zarif bir sesi var ki aynı sesi tekrar duymak istediğim için sordum:
-Hayırdır? Kimsin, ne istemektesin?
-Önce bir aç kapıyı öyle konuşalım.
Bilirim, öyle her “aç” diyene kapı açılmaz; ancak sesinde öyle bir tılsım var ki elimin kapının kolunu çevirip misafirimle göz göze gelmem an meselesi oldu…
Hay Allah’ım! Ne güzel bir misafir bu? Yüzünde bir yıl bana yetecek bir hayır ve bereket gizli…
-Hayırdır kıymetli misafir. Bize gelmeni kim istedi?
-Rabbin!
Kalbim küt küt atmaya başladı. Azrail miydi yoksa gelen? Bir aylık ömrüm mü kalmıştı? İyi de Azrail ölüm anında gelmez miydi?
İçimden geçirdiklerimi duymuşçasına gülümsedi:
-Yok yahu! Canını almaya gelmedim. Aksine sana can vermeye geldim…
Ansızın elimi kalbime koydum. Kalbim yerinden çıkmıyordu. Yalnızca bu güzel sözler üzerine anne karnındaki cenin gibi alabildiğine hızlı atıyordu.
Gene de sormadan edemedim:
-Nasıl dostum? Nasıl olacak bu iş? Nasıl canıma can katacaksın?
Sabırla iç geçirip cevap verdi:
-Açlıkla!
Bu sözü duymak bile beni acıktırmıştı. Sürekli susayan, canı durmadan bir şeyler istediği için günün çoğunu mutfakta geçiren ben, yani nasıl olurdu? Nasıl hem aç kalıp hem canıma can katabilirdim?
Duymuştu, içimden ne geçerse duyuyordu zaten… Cevap verdi:
-Rabbin için aç kalacaksın. O, sana sırf bu yüzden kolaylaştıracak…
Durdu…Bu cevap üzerine yeryüzündeki tüm akan sular durdu. Ben de duracaktım. Yemeden, içmeden, hem de bütün gün…Onun için duracaktım. Onun için durduğumdan O da benim için kolaylaştıracaktı…
Sevinçle:
-Olur, dedim. O kolaylaştıracaksa eğer bana ne zor gelebilir?
-O istemişse eğer ne aç kalmamı engelleyebilir?
Öğrencisinden istediği yanıtı almış gururlu bir öğretmen edasıyla:
-Güzel, dedi. Madem öyle, bir aylığına evine misafirliğe gelebilirim…
En son sorulacak soruyu bir anda söyledim:
-İyi ama adın ne senin? Sana hangi isimle seslenmeliyim?
-Ramazan benim adım. Bana “on bir ayın sultanı” da diyebilirsin…
-Ah dostum… Sendin demek. Gel hadi. Gel ve önce kalbimi ardından tüm yeryüzünü şenlendir.
Gel ve nefsimizle yaşadığımız tüm savaşları sona erdir…