Ellerimde öğrencilerimin sınav evrakları okuluma yürürken düşünüyorum…
Bahar dönemi başlıyor. Bu seferki üniversiteye gidişim bir başlangıç değil; aksine bir son. Güz döneminin sonu ve bahar dönemi, benim dersim olmayacak…
Ellerimle sımsıkı tuttuğum evraklara, yüreğimde öğrencilere duyduğum sevgi eşlik ederken bölümün olduğu kata asansörle çıkıyorum. Ellerimdeki ağır dosyaları teslim etme arzusuyla öğrencilerime duyduğum hasreti bastırıyorum…
“Hele şunları bir teslim edeyim. Rahatça öğrencilerimi görmeye giderim!”
Ders verdiğim iki bölüme de evrakları teslim ederken her şey güzel de bırakıp gitme düşüncesi pek güzel değil…
Gene de merdivenleri inerken heyecanlanıyorum. Bu seferki, üzerimde beyaz önlüğüm elimde tahta kalemi ve ders notları ile basamakları inme heyecanımla aynı değil… Bu seferki heyecanım, “olur da birini dahi görebilir miyim” isimli bir heyecan…
Okulun kapısına varana kadar, bir kaç sınıfa son kez göz atıyor ve kimseleri göremeyince açık kapıdan dışarı çıkıp durağa doğru yürüyorum.
Nihayet durağa vardığımda durağın camının hemen arkasında kümeleşen gençleri görüyorum. Birisi, sanki traş olmuş hali gibi… Yanındaki kızın saç rengi çok tanıdık… O öğrencimin saç rengi bir tek O’na ait gibiydi. Sanki, bir tek O’nda güzeldi. Kıza biraz daha dikkatli bakınca, O öğrencim olduğunu anlıyorum. Bu sefer saçlarını arkadan toplamış olsa da O öğrencim…
Hepsinden uzun olan, gözlüklü öğrencim ise, sanki O’nu andırıyor? Bilgilerini arttırmak için nice zahmetlere katlanan O çalışkan öğrencimi…
Onların tam karşılarına geçip “merhaba çocuklar, nasılsınız?” diyesim geliyor. Bu sefer içimden başka bir ses bana şöyle sesleniyor:
“Sen onları, onlar farketmese de, çok sevdin . Şimdi, onları uzaktan izlemekle yetin…”
Otobüsü kaçırıp metroyla gitme kararı aldığımdan, aldığım karara uyma arzusuyla hızla metroya giden yolda ilerliyorum.
Adımların ileri gitse de tüm kalbimle, hep içlerinde kalmak istiyorum… Türlü bahanelerle türlü yerlerde…
Ders anlatma bahanesiyle sınıfta…
Yemek bahanesiyle yemekhanede…
Yürüyüş bahanesiyle bahçede…
Otobüsü kaçırdım bahanesiyle kantinde…
HEP AYNI SEBEPLE…
ONLARA YAKIN OLMA ARZUSUNUN SESİYLE…
Sevgili öğrencilerim… Ben, bu dönemlik okulda değilim; ama sadece bedenimle…
Yani, daha iyi anlamanız için söyleyeyim; ASLINDA YÜREĞİM HEP SİZİNLE…
Canlarım! Ben, bu dönemlik gidiyorum. Bilmenizi isterim ki DÖNÜŞÜM MUHTEŞEM OLACAK…
