Sevgili öğrenciler! Siz hiç sınav kağıtlarını dağıtırken elleri titreyen bir hoca gördünüz mü? Sınav kağıtlarını beklerken, öyle heyecanlı oluyorsunuz ki, benim titreyen ellerimi gözden kaçırmış olmalısınız. Bu yazının konusu bu değil… Bu yazıda ağız birliği etmişçesine sınav esnasında en fazla sorduğunuz soruları paylaşacağım. İşte geliyor:
-Hocam, sorular nasıl? (Zor desem olmaz kolay desem bir türlü… Bu soruya tek cevabım tebessüm etmek oluyor)
-Hocam, bu soruyu böyle çözdüm. Doğru oluyor mu? (Sınav esnasında benim bile aklım karışıyor. En kısa cevabı vererek öğrenciyi yönlendirmeye çalışıyorum.)
-Gidiş yoluna puan verir misiniz? (Sınav stresiyle en fazla sorulan soru. Kendilerine güven gelmesi için ve elbette verdiğim için “elbette” diye cevaplıyorum.)
-Hocam, bu soruda tam olarak ne demek istediniz? (Tehlikeli soru. Cevap verirsek, aynı anda tüm öğrencilere aynı şeyleri söylemek gerekir. Daha da kötüsü doğru giden öğrencinin de aklı karışır. “Ne anladıysan o,” demekle yetiniyorum.)
-Tuvalete gidebilir miyim? (Sanırım stresten tuvalet ihtiyacı artıyor. Başımı sallayarak gönderiyorum.)
-Bütünlemede nasıl soracaksınız? (Finale çalışmadan gelen öğrenci. “Aynı tip soracağım,” diyorum rahatlıyor. Rahatlamaya herkesin ihtiyacı var.)
-Hocam, kaç dakika kaldı? ( Kimi ne yapacağını bilemeyen öğrencilerin, kimiyse çok çalıştığı halde yetiştirme kaygısı duyan öğrencilerin sorusu… “Gerekirse ek süre veririm. Siz yeter ki çözün,” diyorum; sakinleşiyorlar.)
-Sonuçlar ne zaman açıklanacak? (Çok iyi yapıp başarısını bir an önce kutlamak isteyen öğrencilerin sorusu. “Bir kaç güne kalmaz açıklarım,” diyorum. Seviniyorlar.)
Tüm bu sorulara ek olarak aşırı heyecan yapan öğrenciler var. Sakinleştirmeye çalışıyorum. “Şeker vereyim mi,” diye soruyorum. İstemiyorlar…
Bir de birbirinden silgi isteyen öğrenciler var. Özellikle yanımda fazla kalem, silgi taşıyorum. Bazen, verdiğim silgiyi geri alamadığım oluyor. Öğrencimin yaptığı yanlışları silerken yanında oluyormuş gibi hissettiriyor. Bir de benim bu hayatta silmek istediğim nice hatalar olduğunu hatırlayıp, onların da aynı yanlışlara düşmemesi için dua ediyorum…
İşte böyle arkadaşlar! Hayat, baştan sona bir sınav zaten… Kimi sınavımız çok iyi geçer, kimi bildiğimiz halde yanlış yaparız, kimine de hiç çalışmadan gireriz de şansımız yaver gider hep bildiğimiz şeyler sorulur, iyi notlar alırız…
Hayatın kendisi baştan aşağı sürprizlerle doludur . Doğumumuz, yaşantımız ve ölümümüz; hepsi sırlarla saklı birer sürprizdir en çok da kendimiz için…
Ve benim size öğüdüm, hangi sınava girerseniz girin, neticesi ne olursa olsun, hiçbir şeyin SİZDEN DAHA DEĞERLİ OLMADIĞINI BİLİN…
Sorularınızla ve cevaplarınızla, sizin her halinizle SİZE ÇOK DEĞER VEREN HOCANIZ…
