HİKAYELERİM

KIZIMA MEKTUP

Sevgili kızım. Az önce evimizin bahçesinde oturmuş çiçeklerle sohbet ederken geldi postacı. “Kanada’dan size mektup var,”  dedi sevinçle. O bile biliyordu mektubunu beklediğimi. Mektubun üstünde ismini görür görmez bir sevinç çığlığı attım ve hızla odama geçip mektubunu okumaya başladım. Mektubunda Kanada’nın nasıl bir yer olduğundan ziyade kadın olmanın sandığından daha zor olduğundan, annelik, eşlik, ev hanımlığı yanında bir de kariyer yapmanın yıpratıcılığından söz etmişsin. Ben de sana bu mektubumda doktorasını yaparken sana annelik yapan ve sonrasında da kardeşlerini büyüten bir kadın olarak hayata nasıl baktığımı ve en büyük kariyerimin sizinle, babanızla ve evimle ilgilenmek olduğunu anlatacağım…

Yavrucuğum! Sana hamile kaldığımda doktoranın ders dönemindeydim ve yaşadığım mide bulantısı yüzünden ilk derse her seferinde geç kalıyordum. Eve geldiğimde yemek yapmam, eşimle ilgilenmem, evimi toplamam gerekiyordu. Benimse aklım ertesi gün teslim etmek zorunda olduğum ödevlerdeydi. Derken sen doğdun ve ben doktorama bir sene ara verdim kızım.  Senin hayatının ilk altı ayında yemek yapmayı gene pek beceremedim; çünkü bütün gün seni emzirmekten yorgun düşüyor ve seni kucağımda tutarken uyuyakalıyordum. Bir seferinde evimize yatılı misafir gelmişti de onlar seni severken biz babanla mutfağa geçip onlar için yemek hazırlamıştık.

Sen büyürken beni de büyütmüştün aslında kızım. Zamanla yemek yapmayı, babacığına daha az dert yanmayı, aile büyükleri seninle ilgilenirken makalelerimi ve tezimi yazmayı öğrendim. Kolay olmadı kızım; ama babanın ilgisi ve anlayışı sayesinde ben hayatı, yaşamayı ve insan olmayı öğrendim.

Tatlı kızım; benim küçük kadınım…”Anneciğim,” demişsin mektubunda. “Kızımı uyutunca bu defa sabaha kadar ders çalışmak istiyorum; ama olmuyor.” Kızım sen deli misin? Oraya bir gelirsem ayağımdaki terliği kafana yersin ona göre! Yavrucuğum eşin senden ilgi bekliyorken sen kafanı derslere mi gömmek istiyorsun! Neymiş tez hazırlıyormuşsun, makale yazıyormuşsun! Kızcağızım tezler, makaleler hiç bitmez ki bir akademisyenin hayatında. Unut dersi eşinle ilgilen. Ona çocukluğunu anlat. Kardeşlerinle yaptığınız çılgınlıkları, bizi ne çok sevdiğini… Sonra ona sor kardeşlerini, sensiz geçirdiği hayatı, senden neler beklediğini. Konuşmadan, anlatmadan ve dinlemeden tanıyamazsın eşini. Bilemezsin eşinin ne kıymetli bir hazine olduğunu. Çocuk uyuyunca fırlatın tüm tezleri havaya ve başlayın konuşmaya, gülüşmeye. Hiçbir şey yapamayacak kadar yorgunsanız pencereyi açıp bir yıldız seçin kendinize ve onunla konuşun. Sen öyle yapardın çocukken. Yatmadan perdeyi açıp gökyüzüne bakar ve küçük yıldızınla sohbet ederdin.

Canım kızım! Eşin de senin gibi doktorasını yaptığı için bazen yavrunu da derse götürdüğünü anlatmışsın. Hatta bir seferinde yavrunu üstüne bir örtü çekip ders esnasında emzirdiğini ve emzirirken uyuyakaldığını yazmışsın. Uyandığında sınıfta bir tek yaşlı kadın profesörün kaldığını ve sınıftan çıkarken senin saçlarını okşadığını söylemişsin. O kadın ben olabilir miyim kızım? Uzaklardan senin saçlarını okşarken seni sevgiyle bekleyen anneciğine benzettim yaşlı hocanı. Seni ise  tarlayı çapalarken sırtına bebeğini bağlayan kadınlarımıza benzettim yavrum. Gurur duy bence kendinle…

Yavrucuğum! “Yemek yapma işini beceremiyorum,” demişsin. Eşinin çocukla ilgilendiğinden; ama bu sırada da yemek işini senden beklediğinden kırık bir şekilde söz etmişsin. Ne yapmalıydı yani? Hem çocuğuna bakıp hem yemeği yapsaydı sana da “hadi git dersine çalış” mı deseydi kızım? Hayır kızım. Eşin senin emek vererek yaptığın yemekleri yemek istiyor. Sevgini katarak yaptığın yemeklerle onu kendine daha da aşık etmelisin kızım. Uğraş, didin ve başar bence bu işi. Sana güveniyorum kızım. Mutfağı çok seveceğine ve günün birinde eşine lezzetli yemekler pişireceğine inanıyorum…

Canım kızım! Ben seni idealist bir akademisyen olmanı değil, eşine karşı sevgi dolu bir eş, evlatlarına sabırla bakan bir anne ve kendi evinde neşeyle işlerini yürütebilen bir ev hanımı olmanı istiyorum. Mesela ben şimdilerde yaşlı ve öğrencilerine kök söktüren bir profesörüm. Haftada sadece iki defa ders anlatmaya fakülteye gidiyorum. Dersim biter bitmez amfiden çıkıyor ve babanın yanına -evimin hanımı, yavrularımın annesi ve en güzeli eşimin sırdaşı olduğum yere- koşuyorum. Çünkü hayatta kendimi en rahat hissettiğim yer bahçeli evimiz olduğu gibi beni en mutlu hissettiren kişi bana hayatı öğreten sevgili babandır yavrucuğum.

Biliyorsun baban da yaşlı ama benim aksime öğrencilerini bir hayli neşelendiren sevimli bir profesör artık. Ama ders haricinde öğrencileriyle yaptığı tüm projelerde, makalelerde ofis olarak evimizin bahçesini kullanıyor ve öğrencilerinin yanında bana iş yaptırmaya, hizmet ettirmeye bayılıyor… Hayatı paylaştığımız için, zorlukların üstesinden birlikte geldiğimiz için Rabbimize şükrediyoruz kızım. Yavrucuğum! Eşinin yanında olduğu şu günlerin kıymetini bil. Bizi ve bizim desteğimizi aramayı bırak. Babanın işleri gereği birkaç sene babandan ayrı kalmıştım. Sen o zaman üç-dört yaşlarındaydın. Seni bırakıp işe gidemezdim. Zaten evimizde kalamıyorduk ve sen  babanı özlüyordun. Aile büyükleriyle kalıyorduk o yıllarda kızım. Bir bilsen ne çok zorlandım. Geceler boyunca ağlardım da beni gene sen teselli ederdin. Bir ihtiyacımız olduğunda söylemeye haya ederdim. Ateşlendiğin gecelerde dedenleri uyandırır, ayağa dikerdim. Bir söz söyleseler, istediğim bir şeyi yapmasalar, küçücük bir sıkıntı olsa isyan ederdim. O senelerde anladım yavrum çok önemli bir gerçeği: Ben sadece babanın yanında kendimi özgür hissederdim. Baban yanımızdayken o benim tüm nazımı, kahrımı çekerdi de annem bile kaprisime tahammül edemezdi. Baban yanımızda değilken çektiğim yalnızlığı, sıkıntıyı ne zaman hatırlasam gözümden yaşlar gelir. Meğer benim en yakın arkadaşım, beni hayatta herkesten çok seven ve benim gibi çekilmez bir kadına bile katlanabilen hayattaki tek insan babanmış kızım. Bunun içindir ki eşinden ve kızından başka kimsenin yanında olamadığı şu demlerde eşinin kıymetini bil.

Please follow and like us:

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir