Dut, verdikçe veriyor… Dut, cömert…
Dalları yerlere değiyor…. Dut, mütevazi …
Dallarını çektikçe çekesin geliyor… Dut, esnek…
Oysa kiraz öyle mi?
Kiraz ağacını, istediğin kadar salla. Kirazına dokunamadığın sürece, bir tane bile yere düşürmüyor… Kiraz, cimri…
Göklere uzayan dalları var… Kiraz, gururlu…
Kirazın dallarını azıcık çeksen, dallar kırılacak gibi oluyor. Kiraz, sert…
Hikâye bu ya, dut ağacı kirazla aynı bahçede dip dibe duruyor.
Dut, cömertliğini sergilemek istercesine dallarını her gün daha da çok yerlere uzatıyor.
-Hey, kiraz. Dallarım, yere ne kadar da yakın. Görüyor musun?
Dut, böyle dedikçe kiraz, dallarını her geçen gün daha da çok göklere uzatıyor.
Haliyle, dutla kirazın aralarındaki mesafe açılıyor.
Günlerden bir gün, çocuklar bahçeye akın ediyor. Dutun dallarını öne doğru eğip, ağacın meyve verip vermediğine bakıyor. Ağacın yere yakın dallarındaki dutlar, beyaz ama sert. Yenecek gibi değil.
Oysa, ağacın en tepelerinde bembeyaz kocaman dutlar duruyor.
Çocukların yanında duran anneleri, dutun esnek halini çözmüşçesine:
-Çocuklar, üzülmeyin. Nasılsa dallar hızla yere eğiliyor.
-İlerleyen günlerde yukardaki dallar da yere eğilir. O zaman, oradaki dutları da önümüze çeker koparırız.
Çocuklar ve anneleri gidince kiraz konuşulanları duymuşçasına duta sesleniyor:
-Hey, dut. Çocuklar seni, ne kadar çok seviyor.
Dutun içinde bir kıpırtı… Karşı koyamadan dallarını ileri geri sallıyor. Dalları o esnada kirazın gövdesine değiyor.
Dut, utanıp kendini geri çekiyor. Kiraz, bu durumu fark etmemiş gibi konuşmasına devam ediyor:
-Sanırım, meyvelerin çok lezzetli…
-Senin meyvelerin de lezzetli olmalı…
-Dallarım seninki kadar esnek olmadığı için çekseler de bir işe yaramıyor. Aksine, çocuklar çektikçe dallarım kırılıyor.
Dut, kirazın kırılgan olduğunu fark edince, gövdesindeki kıpırdanmanın arttığını hissediyor.
Dut, böylece sallandıkça sallanıyor ve sanki dallarını kiraza değdirirken, aynı zamanda kirazı teselli de ediyor.
Ertesi gün, çocuklar kirazı fark ediyor.
-Anne, kiraz dut gibi değil. Bize, kirazı siz toplar mısınız?
Anneler, ne kadar da uzansa fayda etmiyor.
-Merdiven, diyor bir anne.
-Hemen bir merdiven getireyim ve sizlere kiraz toplayalım.
Merdiven, haliyle göklere uzanamadığı için annelerin eline ancak birkaç adet kiraz geçiyor.
Olsun…
Çocuklar, kirazın tadını çok seviyor…
Çocukların ardından dut, sevinçle kiraza sesleniyor:
-Bak, anneler nasıl da yolunu buldu…
Kiraz, dik duruşunu bozmak istemiyor:
-Nasıl yani?
-Dallarını kırmadan, senin meyvelerinden topladılar işte.
-Ah, evet, derken sanki kirazlar daha da kırmızılaşıyor…
Çocuklar yaz boyunca anneleriyle geliyor.
Dutların yere uzanan dallarının altında oyunlar oynuyor.
Kirazın göğe uzanan dallarının etkisiyle, kalplerine umut dolan kadınlar en tatlı sohbetlerini ediyor.
Nihayet, yaz bitiyor.
Dut ve kiraz artık meyve vermez olduklarında çocuklar ve anneleri, bu iki ağacı yalnız bırakıyor.
Her kış meyvesiz kaldığında, kalbine hüzün çöken dut, garip bir neşeyle doluyor.
-Hayırdır, diyor kiraz.
-Ne bu neşe…
-Yalnız kaldık ya seninle, diyor aniden dut…
Ah, hiç düşünmeden hem de…Kaçıveriyor işte ağzından…
Kiraz, duta eşlik edercesine:
-Ben de bu durumu çok sevdim, diyor.
-Üstelik bir şey anladım…
Dut, kıpırdanmadan bekliyor devamını:
-Biz, aslında birbirimizi tamamlıyoruz.
-Senin dalların yerlere değecek kadar esnek… Benim dallarımsa göklere uzanmak istercesine sert.
Senin meyvelerin cömertliğini saçmak istercesine fazla sayıda…
Benim meyvelerimse, nadide olduğunu anlatmak istercesine az sayıda…
-Çocuklar, senin dallarının altında oyunlar oynarken, anneler benim göklere uzayan dallarımı izleyip kalplerini umutla dolduruyor.
-Peki ya sen, sen ne hissediyorsun beni izlerken…
-“AŞK” diyor dut…
-Benim kalbim ise, aşkla doluyor…
Dutun istemsizce ağzından dökülen cevabını duyan kiraz, dallarını daha da çok yukarı uzatıyor.
Dut, kirazın dallarında gururdan çok “SEVGİ” pırıltıları gördüğünde aşkının da etkisiyle tüm dallarıyla kiraza sarılıyor.
Kiraz, dutu sımsıkı tutuyor…
Onca farklılıklarına rağmen, kiraz ve dut, dünyanın en iyi anlaşan iki çifti oluyor…
Kış mevsimi, kiraz ve dutun baş başa kalıp sırlarını birbirine açtıkları mevsim…
Yaz mevsimi ise, çocuklar ve annelerinin şenlikleriyle kalplerini şenlendirdikleri mevsime dönüşüyor…
Kirazla dutun birbirine olan aşkı, o günden beri artarak devam ediyor…
Bu aşkın etkisiyle dutlar her yaz daha tatlı olmaya, kirazlarsa kırmızılığını arttırmaya devam ediyor…
