DENEMELERİM

DUYGUYU DAĞITMAK

Bazen pişmanlık duyar insan. Kusurunu ya da günahını hatırlayınca.

 “Öyle yapmasaydım, oraya gitmeseydim,” ah, nasıl oldu da…

Bu cümlelerin sayısı arttıkça umutsuzluğa düşer…

Helal etmez ki istesem de…

Rabbim affetse bile ben, kendimi affedemem…

Pişmanlık derinleştikçe öfkeye dönüşür…

Karşımızdakine, kendimize…

Bazen hüzünlenir insan…

Vefat eden bir dostunu hatırladığında…

Geçmişini ya da kaybettiklerini anımsadığında…

Gözleri yaşla dolar…

Bazen de hasretini çeker insan…

Gelin olan kızına el sallarken, kızıyla geçirdiği yılların…

Askere giden oğluna sarılırken, oğlunun kokusunun…

Daha gitmeden özlemi derinleşir insanın…

Oysa pişmanlık çok da derinleşmeden…

Ayağa kalkıp gülümsesek kendimize…

Kalbini kırdığımız insana dua etsek…

Günahlarımızın affı için Rabbimize yalvarsak…

Hangi hata, hangi günah affedilmezdir ki O’nun katında..

Herkesten de önce biz kendi kendimizi affetsek…

Hüzünlendiğimiz anda vefat eden dostumuz için kalkıp bir Yasin okusak…

Geçmişe takılıp kalmak yerine anımızı güzelleştirsek.

Giden gittiyse bile kalanların değerini bilsek…

Hasret çekerken, başkalarının da hasretine son versek ya da…

İlgisiz kalan bir çocuğun anlattıklarını saatlerce dinlesek…

Anne-babamızı ziyarete gitsek…

Ev işlerini bırakıp eşimizle sohbet etsek…

Yani şöyle diyorum dostlar…

Duyguda yoğunlaşmak yerine;

Duyguyu dağıtsak…

Pişmanlığı, kederi, hüznü dağıtıp;

Yerine umut, sevinç ve neşe getirsek…

Kafayı dağıtmak yerine…

Duyguları dağıtıp bir o yana bir bu yana…

HERŞEYE YENİDEN BAŞLASAK…

Please follow and like us:

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir